Escapee81
Özel Üye +
  
Edilen Teşekkür Sayısı: 218
Online
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 3628
Yetki:
Nerden: Keske Duzce olsaydi
Durumum:

|
 |
« : Kasım 06, 2008, 02:11:22 ÖS » |
|
Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap Giyim, kültürün en önemli öğelerinden birisidir. Yörenin iklimi, halkın yaşam şekli, dini inançlar gibi pek çok konuda bilgi verir. Trabzon-Şalpazarı İlçesi’nin geleneksel kültüründe en önemli öğelerden birisi de geleneksel kadın kıyafetidir.Pek çok özelliğini kaybetmiş olmakla beraber halen canlılığını korur. Bu yönüyle Şalpazarı’nı temsil ettiği gibi Trabzon ve hatta tüm Karadeniz kadın kıyafetlerini de temsil ettiği söylenebilir. Şalpazarı’nda kadın kıyafetleri zamana ve modaya göre renklerinde , kullanış şekillerinde değişiklik gösterse de genel hatları ile bütün Şalpazarı’nda ufak tefek değişikliklerle halen kullanılır. Kıyafetin bazı parçaları günlük hayatta bütün köylerde kullanılırken bazı elemanları -köyden köye farklılık gösterse de -özel günlerde kullanılır. Geleneksel Şalpazarı kıyafetinin parçalarını ve özelliklerini aşağıdaki şekilde açıklayabiliriz:
KUŞAK: Hazır olarak alınan kuşaklar Bütün Şalpazarı’nda hatta, yakın ilçelerde geleneksel kıyafetin en yaygın kullanılan elemanı özelliğini halen korur. Kuşak yörede yük taşıyan kadınların bel sağlıkları için vaz geçilmez değerdir ve Türkiye’nin her tarafında kullanılır. Ancak bu bölgede kullanılan kuşaklar kalınlığı ile diğer bölgelerdeki kuşaklardan ayrılır. Hazır olarak alınan kuşak kullanılmadan önce bazı işlemlerden geçirilir. Öncelikle kenarından sarkan saçakların içinden bazı beyaz iplikler kesilir. Daha sonra bu saçaklar ikişer, üçer şekilde bükülür veya dibinden düğümlenir. Bu saçakları bükmeye “ kuşak kıvratma” denir. buradaki amaç saçakların kısa sürede dökülmesini önlemektir. Daha sonra kuşağın iki kenarına “çapan “ denilen ve yer tezgahlarında dokunan dar bir dokuma çeşidi dikilir. Çapanın ucuna da ibrişimden yapılan ve “toka “denilen bir çift püskül yapılır. Kuşak tokası alalade bir püskül değildir.Bir tahta üzerine çakılan iki çiviye ipler sayılarak dolaştırılır. Çividen çıkarılıp başı sarıldıktan sonra ters çevrilip başı tekrar özenli bir şekilde sarılır. Toka çift olarak kullanılır. Kuşak çaprazlandıktan sonra eşkenar üçgenin her iki kattaki saçakların birleştiği uç noktalarına birer tane toka dikilir. Tokanın sadece ibrişimden olanı olduğu gibi ipin ucuna “tor “denen boncuklar takılarak yapılan “torlu toka” çeşidi de vardır.
PEŞTAMAL:Kuşağın üzerine bağlanan yöresel bir dokuma çeşididir. Günümüzde hazır olarak alınır. Şalpazarı’nda kullanılan renkler bordo-beyaz, bordo- siyah ve kahverengi- siyahtır. Eskiden “şal peştambal” denilen ve Şalpazarı’na adını veren ,yünden dokunan Siyah renkli peştamallar da yaygın şekilde kullanılırmış. Şal peştamalların uçlarında bele bağlamak için ucu püsküllü özel bağları bulunurmuş.Gelinler için ise ipek peştamallar satın alınırmış. Peştamal kuşakla veya kuşaksız olarak kullanılır. Eskiden peştamalsız dolaşmak ayıp sayılırken ve kuşak peştamal olmadan sarılmazken günüüzde sadece kuşağın kullanıldığı da görülebiliyor. Hazır alınan peştamalın kenarına sökmemesi için dikiş geçilir. Bele sarılırken sadece sarılıp bırakıldığı gibi sarıldıktan sonra katlanıp bele de sokulur. Peştamalın katlanması da özel şekilde olur. Ortaya yakın bir yerden alınıp katlanır. Peştamalı katlamanın birkaç değişik şekli de vardır. Ancak hiçbir zaman bir ucu alınıp üçgen yapılıp bele sokulmaz. Peştamal kuşağın üzerine sarılıyorsa katlanırken kuşağın saçaklarına dikkat edilir. Saçaklar görülecek şekilde katlanır. Eskiden bazı köylerde peştamalı katlamak ayıp görülürmüş.Özellikle de fakirliğin fazla olduğu yıllarda peştamal örtünmede son derece önemli bir işlevi karşılarmış. Günümüzde ise Yaşlılar ve orta yaşlılar arasında bu işlevini devam ettirse de gençler arasında daha çok bir süs olarak kullanılıyor. FİSTAN-ETEK-CEKET: Etek ile ceket fistanın iki parçaya ayrılmış halidir. Bele yakın kısmından düz, bir karış kadar aşağıda ise sık olarak kırmaları vardır. Göğüs kısmı son derece boldur. Boğazın ön kısmında buluna dik bir yaka sayesinde giyilip çıkarılır. Yakada düğme vb bulunmaz. Yaka kısımları , kol uçları nakışlarla süslü olduğu gibi sade, süssüz de olabilir. Renk tercihinde belli bir kural yoktur. O günkü zevke göre değişik renklerde ve desenlerde olabilir. Ancak genel olarak canlı renkler tercih edilir.
YELEK: Son derece süslüdür.Bel hizasına kadar ancak iner. Dış kısmı iki renkten oluşur. Şalpazarı’na özgü bir hali vardır. Yukardaki parçalar diğer ilçelerde de kullanılırken yelek buraya hastır. Diğer ilçelerdeki yelekler uzunluklarıyla ve nakışlarıyla farklıdır. Şalpazarı’nda yeleklerde düğme, ip vb yoktur. Yakası bağlanmaz, iliklenmez. Bu yönüyle haln çevre ilçelerde kullanılan yeleklerden de ayrılır.
ŞALVAR: “Don” ve “dizlik” olarak adlandırılan şalvar Şalpazarı köyleri arasındaki en farklı kıyafet öğesidir. Genel olarak koyu renk bezlerden yapılır ve diz seviyesinde olur. Bazı köylerde fistanın altından çıkacak kadar uzun olurken bazı köylerde görünmesi ayıp sayılır.
BEL BAĞI:Genellikle pembe, kırmızı gibi parlak r4enklerden yapılır.5cm kadar çapında ve sade olarak elde şişle örülür. Daha sonra ucuna saçaklardan özel bir püskül yapılır. Fistanın üzerine, kuşağın altına bağlanır. Püskülü yana gelir ve kuşağın altında görülür.
KILIF BAĞI:Bu bağ kuşağın üzerine bağlanır.”kuşak üstü bağı” ya da “bel bağı” da denir. Yer tezgahında uzun olarak dokunur. Bele göre kesildikten sonra ucuna “terki bağı “denilen bir bağ örülür. Bağın ucuna püsküller yapılır. Bele bağlanması da özel şekilde olur.Kalçanın üzerine iki tarfata iki püskül gelecek şekilde ayarlanır. Belin önünde ortada püskül olacak şekilde bağı düğümlenir.
İŞLİK: Yeleğin kollu hali olup günümüzde kullanan çok azdır. Yelek kadar canlı renklerden yapılmaz. Yapımında daha çok koyu renkler ağırlıktadır ve yelek kadar da süzlü ve nakışlı değildir.
ÇORAP: Çorap olarak yün çorap, “çöpür çorap” denilen keçi kılından yapılan çorap ve “ala çorap” denilen çoraplar kullanılır. Ala çorap kadınlar tarafından kullanılıp çok renkli, alacalı bulacalı ve değişik nakışlarla süslüdür. Yün çoraplar da örülürken desenli olarak örülür. Ala çoraplarda kullanılan nakışların değişik isimleri vardır.Örneğin çark, kelebek, ayna, töngel gibi. Yün çoraplardaki nakışlara da burma, göz gibi isimler verilir. Ayağa giyilen çorapların kısaları olduğu gibi diz seviyesine kadar uzanan çeşitleri de vardır. Beyaz çorap giyildiğinde dize kadar uzana bir çorabın üzerine kısa olan koyu renkli bir çorap giyilir.
BAŞ ÖRTÜSÜ: Baş örtüsüne “cember “denir. Günümüzde kullanan çok az olsa da baş bağlamanın değişik şekilleri vardır. Baş örtüsü olarak beyaz cember ve siyah cemberler kullanılır. Cemberlerin kenarı puldan, boncuktan veya değşik malzemelerden yapılmış oyalarla süslü olur. Baş örtüsü bağlama şekilleri genelde şunlardır. -Guş guyruk:”Üstten bağlama “da denir. Genelde iş güç sırasında, ev içinde kullanılan bağlama şeklidir. Üçgen şeklinde katlnana baş örüsünün uçları alnın üzerine bağlanır. -Alttan sarma: Baş örtüsünün uçlarının çene altında bağlanmasıdır. -Alttan dolama:baş örtüsünün uçlarının boğaz çevresinde dolanarak düğümlenmesidir. Burada düğüm baş örtüsünün altında olduğu gibi üzerinde de olabilir. -Tabla:İki tane baş örtüsü kullanılır. Bir tanesi sarık şeklinde katlanarak başın çevresine dolanır. İkincisi diğerinin üzerine bağlanıp uçları çene altından dolaştırılarak başın üzerinde düğümlenir. -Fes: Tabla şeklinde bağlamaya benzer. Ancak önce başa hazır alınan bordo renkli fes konur. Onun üzerine tabla bağlaması yapılır. Tabla ve fes şeklinde baş bağlama sırasında uzun saçlar arasına bez de katılarak örülür. Saç örgüsü baş çevresinde dolanır ve bunun üzerine sarık şeklinde birince örtü bağlanır. Sarık şeklinde bağlanan örtünün –siyah renkli ve el baskısı cemberler kullanılır- çiçekleri önden görülecek şekilde ayarlanır. -Atma cember: Bir örtü bütün olarak başa atılır. İki ucu çene altında birleştirlir. Arkada kalan uçları çene altından dolaştırılıp başın üzerinden dolaştırıldıktan sonra yan tarafa sokulur. Atma cemberde çoğunlukla beyaz, oyasız örtü kullanılır.
YARLIK: Günümüzde artık kullanılmayan bir parçadır.Köşelerine bağ dikilmiş bir parça bez, vücudun göğüs kısmının üzerini örtecek şekilde fistanın bağlanır.Yaşlı kadınlar kullanırdı.
ÇARIK: Sığır derisi kurutulup ıslatıldıktan sonra tüyleri temizlenir. Ayağa göre kesilir. Yine deriden kesilen ince sırım ile dikilir. Daha sonra yünden yapılan çarık bağı takılır. Çarık bağı ayak bileğine dolanarak bağlanır.
DİREM KUŞAĞI: Gelinlerin kullandığı, ince ve bol saçaklı bir tür kuşaktır.
Değişen şartlar Şalpazarı kıyafetlerinden pek çok öğeyi ortadan kaldırmıştır.Artık direm kuşağı ve yarlığı kullanan hiç yok. İşlik, tabla, fes ise tek tük görülebiliyor. Peştamal ise günlük kullanım eşyası olmaktan çıkıp sadece bir süsü eşyasına dönmek üzere. Şal peştamal ise artık yapılmıyor.
|