DUZCE FORUM - Düzce Resimleri-Düzce Tarihi-Gelenek Görenekleri-Düzce Bilgileri-Düzce Haberleri-Düzce Tanıtımı-Düzcespor - Düzcespor Resimleri - Düzce Depremi - Düzce Üniversitesi - Düzce Portal - Düzce Köyleri
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.
Eylül 03, 2010, 12:52:42 ÖS


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz



Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
Gönderen Konu: ulu asanın gölgesindeki ulu hikayesel menâkıp ve türbenâme  (Okunma Sayısı 1550 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Abdülkadir Kalay
Moderatör
*

Edilen Teşekkür
Sayısı: 101
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 199

Yetki: Moderatör

Nerden: İstanbul


E-Posta
Durumum:


« : Haziran 12, 2008, 06:09:31 ÖS »

                     Çok yakında Ulu Asanın Gölgesindeki Ulu isimli tarzında ilk hikayesel menakıp ve türbenâme olan çalışmamız yakında kitapçılarda yerini alacaktır. Gündüz yayınevi yayınlarından çıkıyor. Önemli olan dost gönüller de yerini almasıdır.
                      Konu olarak özetlersek;
                      Çilimli Yukarı Karaköyünde metfun bulunan 15, ve 16, yüzyıllarında yaşamız gönül sultanı Aliyyül Muslihiddin Efendinin yaşamı yani menkîbelerini derleyerek, kaynaklardan da yararlanarak, tevatürleri yani sözlü anlatımları derleyerek bu çalışmamızı oluşturduk.
                      Şunu unutmayalım ne demişler; Söz uçar yazı kalır.

                      Netice olarak bu çalışmamız bize hikayenin içinde ki hikayeyi verdi. Bu hikaye tefekkürü anlattı. Gönlü anlattı. İnsanlık meziyetimizi hatırlattı. Bize bir seyahatnâme oldu.
                      Gayret bizden tevfik cenab-ı HAK' dan.
                     
« Son Düzenleme: Eylül 17, 2008, 03:53:50 ÖS Gönderen: illusion » Logged

illusion
DuzceForum
Administrator
*

Edilen Teşekkür
Sayısı: 896
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 5744

Yetki: Administrator

Nerden: Düzce


admin@duzceforum.com
WWW
Durumum:


« Yanıtla #1 : Haziran 13, 2008, 09:29:51 ÖS »

Paylaşımlarınız için Teşekkür Ederim. Şiirlerinizi Tek Tek Konu Açarak Yapsaydınız Daha iyi olurdu diye düşünüyorum. Hepsi Çok Güzel. Başarılarınızın Devamını Diliyorum..
Logged

Sahip Olduğum Bilgi ve İlgi Alanlarım: Web Tasarımı , V.Basic(.Net) , C , C++ , Grafik Tasarımı(Photoshop,Flash vs.) , AutoCad , Sql , Ofis Programları(Word,Excel,Access..) , Pascal , Donanım Bilgisi , Az Buçuk Assembly gozkırpmak , Network ... Vs.. Vs.. Vs..

Web Site: Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
www.duzceforum.com
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
www.duzceforum.net
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
www.duzceforum.org
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
www.duzce.fm
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
www.pcxmaster.com
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
www.osmankilic.com
(Ref.Hariç)
Mail Adresim: Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Not: Bu Web Sitesi Hiçbir Yere Bağlı Değildir. Sadece Gönüllü Kişiler Tarafından Yapılmış Bir Sitedir. Emeği Geçen Arkadaşlara , Yönetici Arkadaşlara Teşekkür Ederim.

DüzceForum Administrator
ILLUSION


Allah cemildir (güzeldir) güzelliği sever. Cömerttir.Cömertliği sever. Temizdir, temizliği sever.(İbn-i Adiyy). Allah beni cömert ve mütevazi bir kul olarak yarattı. Hakkı bile bile çiğneyen inatçı (cebbar) bir kimse yapmadı..
!!! DuzceForum Kuralları !!!
kevser
Forumcul Üye
*

Edilen Teşekkür
Sayısı: 40
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 314

Yetki:

Nerden: Düzce




Durumum:


« Yanıtla #2 : Haziran 15, 2008, 01:53:09 ÖÖ »

Emeğinize,yüreğinize sağlık.
Dediğiniz gibi ''dost gönüllerde yerini alması...'' çalışmanızın karşılığını bulması duasıyla...
Logged

YÜREĞİMİZ FİLİSTİN İÇİN YANSIN...
!!! DuzceForum Kuralları !!!
Abdülkadir Kalay
Moderatör
*

Edilen Teşekkür
Sayısı: 101
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 199

Yetki: Moderatör

Nerden: İstanbul


E-Posta
Durumum:


« Yanıtla #3 : Haziran 30, 2008, 02:16:16 ÖÖ »

ULU ASANIN GÖLGESİNDE Kİ ULU
             (ES- SEYYİD EŞ- ŞEYH ALİYY-ÜL MUSLİHİDDİN KOKABELLİ EL- HALVETİ)
                                             KÛDDUSE SIRRUH
           

            Ulu asanın gölgesin de bir ulu,
            Veliler diyarı Horasan yurdu,
            Kondu mekânı Düzce diyarı,
            Aliyyül Muslihiddin adı sanı.

            Beş asır önce geldi İslambol’a,
            Fatih Medresesin de ilim okuya,
            Dikenli yollara basa basa,
            Geldi ilmin zamani yurduna.

            Oda arkadaşı oldu ona bir veli,
            Kim miydi? Şeyh Şaban-i Veli,
            Oldular medresenin müderrisi,
            Aradılar hep onla aşk-ı ilahiyi.

            Aliyyül  Muslihiddin Horasan-i,
            Ceddi Hazret-i Resulallah idi,
            Aile seceresi en büyük tespiti,
            Dedesi Cafer-i Sadık oğlu Yahya idi.

           Çok yumuşak huyu hali edebi,
           Hz Osman benzeri o meşrebi,
           Dostu Hz Pir Şeyh Şaban-ı Veli,
           Himmet Hazreti Ali meşrepli.

           Ol Hazreti Pir el- Kastamon-i,
           Aldılar işareti yol memleketi,
           Yürüdü dervişler Bolu vilayeti,
           Bir dosttu işaret eyle ziyareti.

            Dost oldu onlara hoca vazifesi,
            Ol dost Hayreddin-i Tokad-i,
            On iki yılda onlara verdi icazeti,
            Düşür tarihi 1529 yılları idi.

            Bir asa fırlatıldı Bolu dağından,
            Düştü asa Kokabelli sırtlarından,
            Kokabelli deyince Düzce ovasından,
            Açtı ellerini hep dağın yamacından.

            Aliyyül Muslihiddin el- Horasan-i,
            Asayı buldu oldu artık memleketi,
            Dost Veli de gitti yurdu Kastamon-i,
            İhya oldu dini İslam yolu halvetiyye-i.

            Asanın efsanesi hep söylene gele,
            Yunusun mezarı yedi yerde biline,
            Kaç Yunus kaç asa bolluk berekete,
            Bilinen bilinir tevatürden ötelerde.

            Hepsinin menkıbesi uzar uzar gider,
            Söz uçar hep yazı kalır demişler,
            Bir cahil de bak yazı yazmış desinler,
            Kalem olduk onlara bu zaman bilsinler.

            Yazdık bir hikayeli menâkıp,
            Masalı romanı bırakıp,
            Gaye onları tanıtıp,
            Ol âşk-ı âşk da kaynatıp.

            Hikayesel menâkıp türbenâme,
            Yazdık selam olsun ulu dedeme,
            Biz onun türbesini yaza, yaza süpüre,
            Düşür tarihi 2008 yılı cemâziyelahir’ in de.
 
            ‘’EYLEDİK SEVGİLİ CEDDİ ÂCİZANE HİKAYET,
             YAD EDELİM ONLARI EDEMESEKTE ZİYARET’’

                                             Abdülkadir KALAY
           
                   Ulu Asanın Gölgesinde ki Ulu adlı kitabımızı  hikayesel menâkıp ve türbenâme olarak şiirde anlatımız şeklin de kaleme aldık ve sizlere iletmek istedik gayret bizden tevfik cenab-ı HAKK dan.

            Hayreddin Tokad-i hazretlerinin Bolu Elmalık köyü yakınında ki kabri şeriflerinin mezar taşı kitabesi;
           
            EY ZAİR!
            BU HALVETHÂNE DE YATAN,
            TOKAD-İ HAYREDDİN,
            FATİHA NİYAZ EDER,
            MUSLİHİDDİN İLE MARUF ŞEYH ŞABAN,
            HALVETİ SAHADA BİRER ZAKİRDİ,
            BİRİ KASTAMONİ BİRİ DÜZCE DE METFUNDUR,
            YÂDEDİN RUHEN ŞÂKİRDİR.
             EL BAKİ HÜVALLAH



Logged

Abdülkadir Kalay
Moderatör
*

Edilen Teşekkür
Sayısı: 101
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 199

Yetki: Moderatör

Nerden: İstanbul


E-Posta
Durumum:


« Yanıtla #4 : Temmuz 01, 2008, 03:33:42 ÖÖ »

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Logged

Abdülkadir Kalay
Moderatör
*

Edilen Teşekkür
Sayısı: 101
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 199

Yetki: Moderatör

Nerden: İstanbul


E-Posta
Durumum:


« Yanıtla #5 : Temmuz 01, 2008, 03:39:55 ÖÖ »

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Logged

Abdülkadir Kalay
Moderatör
*

Edilen Teşekkür
Sayısı: 101
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 199

Yetki: Moderatör

Nerden: İstanbul


E-Posta
Durumum:


« Yanıtla #6 : Temmuz 01, 2008, 03:42:40 ÖÖ »

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Logged

Abdülkadir Kalay
Moderatör
*

Edilen Teşekkür
Sayısı: 101
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 199

Yetki: Moderatör

Nerden: İstanbul


E-Posta
Durumum:


« Yanıtla #7 : Temmuz 01, 2008, 03:44:58 ÖÖ »

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Logged

Abdülkadir Kalay
Moderatör
*

Edilen Teşekkür
Sayısı: 101
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 199

Yetki: Moderatör

Nerden: İstanbul


E-Posta
Durumum:


« Yanıtla #8 : Temmuz 01, 2008, 03:49:26 ÖÖ »

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
ŞEYH ŞABAN-I VELİ TÜRBESİ KASTAMONU
Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
HAYREDDİN TOKAD-İ KABRİ ŞERİFİ BOLU
Logged

Abdülkadir Kalay
Moderatör
*

Edilen Teşekkür
Sayısı: 101
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 199

Yetki: Moderatör

Nerden: İstanbul


E-Posta
Durumum:


« Yanıtla #9 : Temmuz 01, 2008, 03:52:22 ÖÖ »

ŞEYH ŞABAN-I VELİ TÜRBESİ  KASTAMONU

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Logged

Abdülkadir Kalay
Moderatör
*

Edilen Teşekkür
Sayısı: 101
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 199

Yetki: Moderatör

Nerden: İstanbul


E-Posta
Durumum:


« Yanıtla #10 : Temmuz 06, 2008, 06:51:01 ÖS »

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Logged

Abdülkadir Kalay
Moderatör
*

Edilen Teşekkür
Sayısı: 101
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 199

Yetki: Moderatör

Nerden: İstanbul


E-Posta
Durumum:


« Yanıtla #11 : Temmuz 23, 2008, 02:09:06 ÖÖ »

                    Hikayesel menâkıp ve türbenâme olan tarzında ilk  olan; ULU ASANIN GÖLGESİNDE Kİ ULU isimli kitabımız Gündüz kitapevi yayınlarından çıktı.
                    Düzcenin 450 yıllık görsel kürtürsel ve maneviyat dolu tarihine ışık tutacak bir çalışma.
                     
                    Sizlerle paylaşmaktan onur duyarım
     
                                                                           Abdülkadir Kalay
                                                                              Şair ve Yazar
Logged

Abdülkadir Kalay
Moderatör
*

Edilen Teşekkür
Sayısı: 101
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 199

Yetki: Moderatör

Nerden: İstanbul


E-Posta
Durumum:


« Yanıtla #12 : Ağustos 04, 2008, 08:00:49 ÖS »

                3 ağustos pazar günü Düzce Çilimli Yukarı Karaköyün de  Aliyyül Muslihiddin hazretlerini anma etkinlikleri gerçekleştirildi. Muslihiddin Efendi derneğinin ve yardımseverlerin katkılarıyla 71 çocuk sünnet edildi. 12000 kişilik yemek ve içecek ikram edildi. Yemek ikramın da 1700 kg pirinç, 700 kg et, 17000 ayran kullanıldı. Çok güzel bir organizasyondu. Çok değerli hocaların anlatımlarıyla çok güzel bir yad günü oldu.
   
                Ulu Asanın Gölgesindeki Ulu adlı kitabımıza ilgi büyüktü.

                Teşekkürler, emeği geçenlere çok teşekkürler.

                                                                       Abdülkadir Kalay
     
Logged

Abdülkadir Kalay
Moderatör
*

Edilen Teşekkür
Sayısı: 101
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 199

Yetki: Moderatör

Nerden: İstanbul


E-Posta
Durumum:


« Yanıtla #13 : Eylül 02, 2008, 06:11:58 ÖS »

             ULU ASANIN GÖLGESİNDEKİ ULU KİTABININ DÜZCE DE Kİ SATIŞ VE TEMİN NOKTALARI

             ÖMÜR KİTABEVİ    MERKEZ CAMİİ YANI   DÜZCE
           
             KÜLÜNK KİTABEVİ      MERKEZ CAMİİ YANI.. DÜZCE


             ASHAB-I KEYF  KİTABEVİ     CEDİDİYE CAMİİ YANI  DÜZCE



             METİN KÜÇÜKOĞLU

             METİN GIDA 5. BÖLGE TELEKOM BİNASI KALICI KONUTLAR   DÜZCE


             Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap MAİL adresinden ve Kürsad Kalay 0 532 472 46 09 nolu telefondan isteyebilirsiniz.


Yazar irtibat; Abdülkadir Kalay    Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
                 
                  0 538 333 76 28   


YAYINEVİ VE KİTABEVİ:  GÜNDÜZ KİTABEVİ YAYINLARI
        Merkez: Demetevler 412.sok(Eski 7.Sok) No: 7/b Yenimahalle/Ank.
        Tel: 0312 346 54 57

        Şube   : Talatpaşa Bulvarı Çifteler Sok. No:7/a Hamamönü/Ankara
        Tel : 0312 363 09 94
Şube   : Zafer Çarşısı Yanı Adil Han Kitapçılar Çarşısı No: 41 Kızılay /Ank.
Tel: 0312 432 14 89

« Son Düzenleme: Eylül 20, 2008, 09:26:00 ÖS Gönderen: Abdülkadir Kalay » Logged

Abdülkadir Kalay
Moderatör
*

Edilen Teşekkür
Sayısı: 101
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 199

Yetki: Moderatör

Nerden: İstanbul


E-Posta
Durumum:


« Yanıtla #14 : Eylül 02, 2008, 11:31:11 ÖS »

ULU ASANIN
GÖLGESİNDEKİ ULU

   (Bir Gencin Hakkı Arayış Hikayesi)

   Murat; İstanbul da bir üniversitenin tarih bölümün de okuyan, ailesi Anadolu’nun sessiz ve güzel bir kasabasın da yaşayan, hayatı daha tam tanımamış ve hayatı tam anlamıyla standart bir öğrencilikle geçmiş biraz tarihe meraklı bir o kadar da heyecanlı bir genç idi.
                     
   Tarih sevgisi on da öyle bir etki yapmıştı ki hayatının sanki tek bir gayesi olmuş bütün dünyevi ilgilenebilecek yaşantı amaç ve  güzellik vakit geçire bilinecek tüm heves ve arzular onun için sadece Kaf dağının arkasındaydı. O sadece hayatı tarihin kendisin de içine sığılmaz engin okyanusların da bulmuş ve tarihin gizemli sayfaların da adım, adım ilerleyen çevresine göre biraz tuhaf olan bir garip adamdı işte.
                     
   Bu sevgi onda çocuk denecek yaşlar da başlamıştı.Kasabası ve çevresinde ki tarihi eserleri türbeleri ve önemli kişilerin hayatlarını incelemiş eline geçirdiği kitapları okuyan ve her geçen gün tarihin bilinmeyen gizemde kalmış güzelliklerini tanıyan bir garip adamdı işte.Bu sevgisini ileride bir meslek olarak yapacak olması onu o kadar heyecanlandırıyordu  ki içindeki bu mutluluğu kendisinden başkası bilemezdi..
                       
   İstanbul onun için bir aşktı belki aşktan da öteydi. Buraya okula başlamadan önce babasıyla birkaç defa gelmiş bu kültür ve medeniyet yuvası şehirden çok etkilenmişti.
                     
   Artık üniversite hayatının da nihayetine gelmiş arkasın da anlatılamayacak kadar güzelliklerle dolu bir zaman yaşamış kafası artık hayatın meşgalelerine takılmaya başlamıştı bile. O bunları düşünürken okulun finalini de düşünüyordu. Bu final öyle bir final olmalıydı ki kendisinin tüm sevgisini ve sevgi ne kelime sanki damarlarını yırtarcasına zorlayan o kutlu aşkı anlatmalıydı fakat neyi anlatmalıydı. Devamlı bunun için cenabı hakka yalvarıyor bir yol göstermesini niyaz ediyor bu dert onun içerisini sanki yeyip bitiriyordu. 2007 Yılının sıcak bir haziran ayın da  bu düşünceler ile yatağına uzanmış uzun, uzun düşünüyordu. Hangi konu üzerine çalışma yapmalıydı.
   
   Bu düşünceler ile yavaş ,yavaş kendin den geçmek üzereydi ki uyku ve uyanıklık arasında bulunduğu sırada birden sisler içinde kendini tarihi bir mezarlık ta gezer iken buldu birden ani bir titremeyle irkildi , şükürler olsun rabbim dedi. Buldum diye avazı çıkana kadar bağırıyordu ki istemeden de olsa ani bir hareketle ağzını kapadı ve yumuşak candan ve sıcacık bir gülümsemeyle “bulmadım ya Rabbi buldurdun” dedi.
                   
   Evet, buldurulmuştu değimli fakat neyi?
   .- Neyi mi? En çok sevdiklerini. Mezarlıklar ve tarihi mezar taşlarını. Çünkü o biliyordu ki tarih mezar taşlarının üstün de asıl canlılığı ve diriliğiyle duruyordu öyle bir dirilikti ki bu işte kıyamın  ta kendisini simgeliyordu ve ancak böyle anlatıla bilinirdi. O boş vakitlerinin çoğunu tarihi mezarlıklarda geçirir oradaki mezar taşlarını inceler ve tabiî ki bol ,bol tefekkür eder ölümü hatırlardı. Onun asıl arkadaşları mezarlardaki dünya gözüyle ölülerdi fakat onlar onun en yakın arkadaşlarıydı. Çünkü bu arkadaşları toprağın üstündekiler gibi değillerdi. Onlar kimsenin ne arkası dan konuşurlardı ne de lüzumsuz yere gülerler ne de dalga geçerler ne de boş ,boş konuşurlardı. Onlar çünkü, ah çünkü toprağın üstündekilerden sanki bu dünyada ebedi kalacaklarını sanarak her şeyi ama her şeyi akıllarına ne geliyorsa yaparlarken yani günlerini gün ederlerken yerin altındakilerin kıyameti çoktan kopmuştu bile. O kıyamet öyle bir kıyametti ki eğer biz bir an farkına varsaydık başımızı yerden kaldırmaya cüret eder miydik acaba? Çünkü kabir ya cennet bahçelerinden bir bahçe ya da cehennem çukurlarından bir çukurdu. Nefis denen  insanın bir parçası olan bu canavar ne sopadan ne silahtan ne laftan hiçbir şeyden korkmaz sadece ve sadece ölüm ve mezarlıktan korkardı. Çünkü sonu orada bulacağını biliyordu ve nefsini terbiyemidir ibret almak mıdır artık her neyse onu ölmeden önce kabristan ehli yapmıştı. Bu gezilerini artık akademik çerçeve içerisinde yapacaktı. Bunu başaracağına da inanıyordu.
                             
   Bu mutlulukla gözyaşları içerisinde uykuya daldı. Uykusunda bile mezarlıkları geziyordu. Kabir, kabir her yan kabir ne yana baksa sis ve kabir başka bir şey yoktu rüyasında. Çünkü kendisi aslını sorarsanız derviş meşrepliydi. Fakat o hep kendini arıyordu. Belki de kendi onu arıyordu: bazı günler sabahtan akşama kadar gezer bazen odasından dışarı çıkmazdı. Hep düşünmek isterdi. Düşünürdü fakat neyi? Neyi mi aradığı gerçeği ( huzur’u) tabiî ki.
Logged

Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: